Kripto Varlıklar ve Kambiyo Mevzuatı

1567 Sayılı Kanun, 32 Sayılı Karar ve Kripto Varlıklar Üzerine Değerlendirme

Kripto varlıklar ve kambiyo mevzuatı — 32 Sayılı Karar kapsamında hukuki değerlendirme

ÖZET

Bu makale, kripto varlıkların Türk kambiyo mevzuatı karşısındaki hukuki statüsünü iki katmanlı bir argümanla ele almaktadır. Birinci katmanda, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar’daki döviz tanımının lafzı ve amacı itibarıyla kripto varlıkları—özellikle stablecoin’leri—halihazırda kapsadığı; 7555 sayılı Kanun ile getirilen ‘tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta’ ifadesinin bu yorumu kanun düzeyinde pekiştirdiği ortaya konulmaktadır. İkinci katmanda ise bu çözümün dayanağının, Anayasa Mahkemesi’nin 17.06.2025 tarihli ve E.:2024/193, K.:2025/136 sayılı iptal kararıyla 1567 sayılı Kanun’un 15 Temmuz 2026’da yürürlükten kalkacak olması nedeniyle ne ölçüde kırılgan olduğu gösterilmektedir. Makale; mevcut araçların etkin kullanımına yönelik kısa vadeli önerilerle, modern bir kambiyo hukuku mimarisi için orta vadeli politika önerilerini birlikte sunmaktadır.

I. GİRİŞ: DEĞİŞEN ZEMİN, AYNI SORU

Kripto varlıklara ilişkin düzenleme trafiği son iki yılda belirleyici bir ivme kazandı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Mart 2025’te kripto varlık hizmet sağlayıcılarına (KVHS) ilişkin iki kapsamlı tebliği yürürlüğe soktu. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Mart 2026’da kripto varlık işlem vergisini içeren kanun teklifini gündemine aldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise 2021’den bu yana kripto varlıkların ödemelerde kullanılmasını yasaklamış durumda.

Tüm bu gelişmeler, ortak bir öncülden hareket etmektedir: Kripto varlıklar henüz kambiyo mevzuatı kapsamında değerlendirilemez; bu sebeple yeni ve özel düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bu makale, söz konusu öncüle karşı bir perspektif sunmaktadır. Ne var ki mevzuatın zemini, bir yıl öncesine kıyasla köklü biçimde değişmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 17.06.2025 tarihli ve E.:2024/193, K.:2025/136 sayılı kararıyla 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 1. maddesini iptal etmiş; bu karar 15.10.2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Dokuz aylık ertelemeli yürürlük süresiyle birlikte 15 Temmuz 2026’da hüküm ifade edecek olan bu iptal, kambiyo rejiminin temel direklerinden birini ortadan kaldırma potansiyeli taşımaktadır.

Temel Tez: 32 sayılı Karar’daki döviz tanımı, lafzı ve amacı itibarıyla kripto varlıkları bugün için zaten kapsamaktadır. Sorun mevzuat boşluğu değil, mevcut mevzuatın uygulanmamasıdır. Ancak bu tespit, 15 Temmuz 2026 sonrasında dayanağını yitirme riskiyle karşı karşıyadır. Dolayısıyla yapılması gereken şey, hem geçiş döneminde mevcut araçları etkin biçimde kullanmak hem de yeni kanuni mimariyi kripto çağının gereksinimlerine göre inşa etmektir.

II. MEVZUATIN GÜNCEL DURUMU: ÜÇ KRİTİK GELİŞME

Kripto varlıkların kambiyo mevzuatı karşısındaki konumunu değerlendirirken üç temel gelişmenin birlikte okunması zorunludur.

A. Anayasa Mahkemesinin 17 Haziran 2025 Tarihli İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi, E.:2024/193 ve K.:2025/136 sayılı kararıyla 1567 sayılı Kanun’un 1. maddesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Mahkeme’nin gerekçesi nettir: Cumhurbaşkanı’na ‘Türk parasının kıymetini koruma’ amacıyla döviz, kıymetli madenler ve sermaye hareketleri üzerinde tanınan sınırsız düzenleme yetkisi, Anayasa’nın 7. maddesinde güvence altına alınan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırıdır.

Karar, mülkiyet hakkı, sözleşme özgürlüğü ve teşebbüs serbestisi gibi temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini vurgulayarak kambiyo rejimindeki idari keyfiyet dönemini sona erdirmiştir. İptal hükmü 15 Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek; bu tarihe kadar TBMM’nin yeni bir yasal düzenleme yapmaması hâlinde 32 sayılı Karar ve buna dayanan tüm ikincil mevzuat hukuki dayanağını yitirecektir.

B. 7555 Sayılı Kanun ile Yapılan Değişiklik (20 Temmuz 2025)

1567 sayılı Kanun’un 1. maddesinde 7555 sayılı Kanun aracılığıyla yapılan değişiklik, son derece önemli bir kapsam genişletmesi içermektedir. Değişiklik öncesinde salt ‘kambiyo, nukut, esham ve tahvilat’ olarak tanımlanan alan; değişiklikle birlikte ‘kıymetli madenlerin rafinajı ile tüm bu eşya ve kıymetlerin, ticari senetlerin ve tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithali’ biçiminde genişletilmiştir.

‘Tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesika’ ifadesi, kripto varlıklar için belirleyici bir normatif köprü oluşturmaktadır. Kripto varlıklar bu kategoriye girmekte midir? Kanun koyucunun bu soruyu yanıtlamak yerine işlevsel ve kapsamlı bir tanımı tercih etmesi, yoruma açık bir alan bırakmıştır.

Kritik bir husus olarak belirtmek gerekir ki, 7555 sayılı Kanun ile yapılan bu kapsam genişletmesi henüz 32 sayılı Karar’a yansıtılmamıştır. Bu durum, Kanun ile Karar arasında normatif uyum sorunu doğurmakta ve alt düzenlemenin üst norm karşısındaki konumunu tartışmalı hâle getirmektedir.

C. 32 Sayılı Karar’ın Mevcut Hükümleri

32 sayılı Karar’ın 2. maddesi, günümüzde hâlâ yürürlükte olan tanımlar çerçevesini belirlemektedir. Döviz; ‘efektif dahil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her nev’i hesap, belge ve vasıtaları’ olarak tanımlanmıştır. Aynı madde kapsamında Karar, Türkiye’de yerleşik kişiler, kıymetli madenler ve sermaye hareketlerine ilişkin kapsamlı bir normatif çerçeve çizmektedir.

Karar’ın 4. maddesi döviz işlemlerine ilişkin temel serbestiyi düzenlerken; g fıkrası Türkiye’de yerleşik kişiler arasındaki sözleşmelerde döviz cinsinden bedel belirleme yasağını öngörmektedir. Bu yasak, kripto varlıkların döviz tanımı kapsamında değerlendirilmesi hâlinde doğrudan uygulanabilir nitelik kazanmaktadır.

III. KRİPTO VARLIĞIN TÜRK HUKUKUNDAKİ TANIMI

A. Yasal Tanım Evrimi

Türk hukukunda kripto varlığın yasal tanımı iki aşamada şekillenmiştir. Birinci aşamada TCMB, Nisan 2021’de yayımladığı ‘Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik’ ile Türk hukukunda ilk kez kripto varlık tanımı yapmıştır. İkinci aşamada ise 7518 sayılı Kanun ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na eklenen hükümler bu tanımı pekiştirmiştir.

Her iki düzenlemede de kripto varlık özü itibarıyla şöyle tarif edilmiştir: ‘Dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıklar.’

Türk hukukunda kripto varlık tanımı negatif karakterdedir. Kripto varlık:

  • Para değildir
  • Elektronik para değildir
  • Menkul kıymet değildir (her durumda)
  • Ancak ekonomik değer ifade eder

Bu yapı, kripto varlığı klasik kategoriler dışında bırakmakta; ancak kambiyo hukuku açısından işlevsel değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.

IV. 32 SAYILI KARAR’DAKİ DÖVİZ TANIMI: LAFIZ, AMAÇ VE KRİPTO VARLIĞIN KONUMU

32 sayılı Karar’ın 2. maddesi kapsamındaki döviz tanımı üç kritik unsur barındırmaktadır. Bu unsurların kripto varlıklar bağlamında ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi, mevzuatın uygulanabilirlik sınırlarını ortaya koymak açısından zorunludur.

A. ‘Her Nev’i’ İfadesinin Anlam Çerçevesi

Tanım, sayma (tahdidi) yöntemiyle değil genel kapsama (tahsisi) yöntemiyle kurulmuştur. Yasa koyucu, belirli araçları saymak yerine ‘her türlü’ ifadesini bilinçli olarak tercih etmiştir. Bu tercih, normatif akılcılığın bir gereğidir: Finansal araçların sürekli dönüşüm hâlinde olduğu bir dünyada, yalnızca bilinen araçları sayan bir tanımın geçerliliği kısa vadede sona erecektir.

Kripto varlıklar bu çerçevede değerlendirildiğinde, ‘her nev’i’ ifadesinin onları dışarıda bırakmak için herhangi bir hukuki gerekçe sunmadığı görülmektedir. Aksine, tanımın kapsama yöntemi, zaman içinde ortaya çıkabilecek yeni araçları da içine alacak biçimde tasarlanmıştır.

B. ‘Ödemeyi Sağlayan’ Ölçütünün İşlevselliği

Tanımdaki belirleyici ölçüt işlevseldir. Bir aracın döviz sayılabilmesi için yabancı parayla ödeme işlevini görmesi yeterlidir; fiziksel bir belge olması, merkezi bir otorite tarafından ihraç edilmiş bulunması ya da belirli bir formatta düzenlenmesi aranmamaktadır.

Bu işlevsel ölçüt, kambiyo rejiminin amacıyla doğrudan bağlantılıdır. Zira 1567 sayılı Kanun’un temel amacı Türk parasının kıymetini korumaktır. Yabancı para kontrolünü aşmaya yarayan her aracın, ne olursa olsun, bu tanımın dışında tutulması kanunun amacını doğrudan zedeleyecektir.

TCMB’nin 2021 yönetmeliği bu bağlamda özellikle anlamlıdır: Merkez bankasının kripto varlıkların ödemelerde kullanılmasını yasaklaması, söz konusu araçların ‘ödeme vasıtası’ işlevi görebildiğini zımnen kabul etmektedir. Ödeme işlevi bulunmayan araçları yasaklamak hukuken anlamsız olurdu.

C. ‘Yabancı Parayla’ Ödeme Koşulu ve Stablecoin Ayrımı

Ödemenin yabancı para cinsinden gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu ifade hem doğrudan yabancı para birimleriyle hem de yabancı para birimine bağlı araçlarla yapılan ödemeleri kapsamaktadır. Kripto varlıklar bu unsur bakımından iki ayrı değerlendirme gerektirmektedir.</p>

Stablecoin’ler açısından: USDT ve USDC gibi dolar cinsinden ihraç edilmiş stablecoin’ler ele alındığında, 32 sayılı Karar’daki tanımdaki her unsurun rahatlıkla karşılandığı görülmektedir. Bu varlıklar birebir ABD Doları veya ABD Doları değerindeki aktiflere dayalı olarak ihraç edilmektedir; dolayısıyla bir stablecoin aracılığıyla gerçekleştirilen ödeme özü itibarıyla dolar cinsinden bir ödemedir. Tanımdaki vasıta, belge ve hesap kavramlarından herhangi birine girebilecek olan stablecoin’ler bakımından, kambiyo mevzuatının uygulama alanı bulmaması için hukuki bir gerekçe mevcut değildir.

Bitcoin ve diğer kripto varlıklar açısından: Bu varlıklar belirli bir yabancı para birimine doğrudan endeksli değildir; bu nedenle mesele daha ince bir yorumu gerektirmektedir. Bununla birlikte bu varlıklar piyasada ağırlıklı olarak dolar cinsinden fiyatlanmakta, uluslararası ticarette ödeme aracı işlevi görmekte ve herhangi bir yabancı para birimine kolaylıkla dönüştürülebilmektedir. ‘Ödemeyi sağlayan vasıta’ ölçütü işlevsel biçimde yorumlandığında, Bitcoin’in de bu kapsamda değerlendirilmesi mümkündür.

V. DÜZENLEYICI KURUMLARIN TUTUMU: ÇELİŞKİLER VE BOŞLUKLAR

<h2>A. TCMB’nin 2021 Tarihli Yönetmeliği: Dolaylı Bir Kabul ve Normatif Sorunlar

TCMB, Nisan 2021’de yayımladığı yönetmelikle kripto varlıkların doğrudan veya dolaylı biçimde ödemelerde kullanılmasını yas

akladı. Bu yasağın hukuki anlamı çok boyutludur. Her şeyden önce TCMB’nin kripto varlıkların ödemelerde kullanılmasını yasaklaması; söz konusu araçların ‘ödeme vasıtası’ işlevi görebildiğini, dolayısıyla 32 sayılı Karar’ın döviz tanımındaki ‘ödemeyi sağlayan vasıta’ ifadesine girdiğini zımnen kabul etmektedir.

Yönetmeliğin somut içeriği şu başlıkları kapsamaktadır: Kripto varlıkların ödemelerde doğrudan ve dolaylı olarak kullanılması yasaklanmıştır. Ödeme ve elektronik para kuruluşlarının kripto varlık alım satımı hizmeti sunan platformlara ya da bu platformlardan fon aktarımına aracılık etmesi yasaklanmıştır. Bu yasaklar bankaları kapsamamakta; kripto varlık borsalarına fon transferi münhasıran bankalar kanalıyla gerçekleştirilebilmektedir.

Bununla birlikte TCMB’nin bu adımının normatif zemini tartışmalıdır. Kambiyo mevzuatında normlar hiyerarşisi açıktır: Kanun, Cumhurbaşkanı Kararı, Yönetmelik, Tebliğ ve Genelge bu sırayla yer almaktadır. TCMB’nin münferit yasaklama yetkisini 32 sayılı Karar veya 1567 sayılı Kanun’dan bağımsız biçimde kullanması, idari işlemin yetki unsuru bakımından tartışmalı olmasına yol açmaktadır.

B. SPK’nın KVHS Tebliğleri: Sektörel Düzenleme mi, Kambiyo Boşluğu mu?

SPK, Mart 2025’te kripto varlık hizmet sağlayıcılarının faaliyet iznini, sermaye yeterliliğini, müşteri varlıklarının ayrıştırılmasını ve listeleme koşullarını düzenleyen iki tebliğ yayımladı (III-35/B.1 ve III-35/B.2 sayılı Tebliğler). Bu tebliğler kripto piyasasını SPK denetimine tabi kılmak bakımından önemli bir adımı temsil etmektedir.

Ancak tebliğler iki yapısal boşluk barındırmaktadır. Birincisi, kripto varlıkları ağırlıklı olarak sermaye piyasası aracı olarak konumlandırmakta; 32 sayılı Karar kapsamındaki döviz tanımıyla ilişkisine dair herhangi bir belirleme yapmaktan kaçınmaktadır. Bu tercih, hangi işlemin sermaye piyasası mevzuatına, hangisinin kambiyo mevzuatına tabi olduğu sorusunu yanıtsız bırakmaktadır.

İkincisi ve daha yapısal bir sorun olarak, SPK tebliğleri 1567 sayılı Kanun’un 15 Temmuz 2026’da yürürlükten kalkması ihtimalini gözetmemektedir. Kanunun iptalinin ardından tebliğlerin kambiyo boyutundaki dayanağı da sarsılacak; sektör yeniden hukuki belirsizlikle yüz yüze gelecektir. Ayrıca SPK tebliğlerinde kripto varlık işlemlerinde döviz kuru riski hesaplamalarına ilişkin hükümler yer almakta olup bu düzenlemeler kambiyo mevzuatıyla fiilî bir örtüşme yaratmaktadır.

C. Hazine ve Maliye Bakanlığı: Vergi ve MASAK Boyutu

Hazine cephesinde kripto varlıklar iki ana eksen üzerinden değerlendirilmektedir. Birinci eksen vergilendirmedir: 2024 sonundan itibaren Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı, kripto varlıklardan elde edilen kazançların vergilendirilmesine ilişkin tebliğler yayımlamaya başlamıştır. Bu tebliğler, mevcut gelir vergisi ve kurumlar vergisi mevzuatı çerçevesinde kripto varlıkların nasıl değerlendirileceğini belirlemektedir.

İkinci eksen kara para aklamayla mücadeledir (MASAK). Aralık 2024’te yayımlanan yönetmelik değişiklikleriyle KVHS’ler finansal kuruluşlar kapsamına alınmıştır. ‘Travel Rule’ benzeri bir kural getirilerek transferlerde işlem tutarının 15.000 TL’yi aşması durumunda KVHS’lere kimlik tespitine yönelik ek yükümlülükler getirilmiştir. TBMM’nin gündemine aldığı kripto varlık işlem vergisi teklifi ise kripto varlıkların vergilendirilmesi meselesini doğrudan ele almakla birlikte, 32 sayılı Karar ile koordinasyon kurulmamış olması önemli bir eksiklik olarak öne çıkmaktadır.

D. 32 Sayılı Karar ile SPK Mevzuatının Entegrasyonu: Mart 2025 Değişikliği

15 Mart 2025 tarihli değişiklikle 32 Sayılı Karar’da sermaye piyasası mevzuatına doğrudan atıf yapılmıştır. Bu değişiklik kritik bir entegrasyon mekanizması oluşturmaktadır: Sermaye piyasası mevzuatında yapılacak her değişiklik ve ekleme otomatik olarak kambiyo mevzuatı kapsamına da dahil olmaktadır. Böylece SPK’nın kripto varlık düzenlemeleri dolaylı olarak kambiyo rejiminin parçası haline gelmektedir.

VI. NORMLAR HİYERARŞİSİ PERSPEKTİFİNDEN YAPISAL ÇELİŞKİLER

Kambiyo mevzuatında doğru okuma aynı zamanda hukuka uygunluk denetimidir. Her norm şu sorularla test edilmelidir: Bu düzenlemenin dayanağı nedir? Üst norma uygun mu? Yetki aşımı söz konusu olabilir mi? Normlar arasında çelişki varsa hangisi üstündür?

<p>Bu ilkeler kripto varlıklara uygulandığında karşımıza çıkan manzara şöyledir: Birincisi, TCMB’nin 2021 yönetmeliği ile SPK’nın 2025 tebliğleri, kripto varlıkları farklı mevzuat rejimleri altında konumlandırmaktadır. Bu çakışma, 32 sayılı Karar ve 1567 sayılı Kanun’un üst norm olarak belirlediği çerçeveyle uyumlu değildir.

İkincisi, 7555 sayılı Kanun ile yapılan kapsam genişletmesi henüz 32 sayılı Karar’a yansıtılmamıştır. Kanun ile Karar arasındaki bu normatif uyumsuzluk, alt düzenlemenin geçerliliğini tartışmaya açmaktadır.

Üçüncüsü, TCMB’nin münferit yasaklama yolunu tercih etmesi, normlar hiyerarşisinde yeterli dayanağı olmayan idari işlemlere kapı aralamaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin 2025 kararlarıyla ortaya konulan ölçülülük ve kanunilik ilkeleri, bu işlemlerin sağlamlığını sorgulatmaktadır.

Dördüncüsü, TBMM’nin vergi teklifi, mevzuat bütünlüğü içerisinde daha kapsamlı bir eşgüdüme ihtiyaç duyan yasal bir müdahale görünümü arz etmektedir. Kripto varlıklar döviz tanımı kapsamında değerlendirildiğinde, alım satım işlemleri üzerinden ayrıca işlem vergisi alınması kambiyo rejimi ile çakışma riski taşımaktadır.

VII. UYGULAMADA DÖRT TEMEL SORUN ALANI

A. Yurt Dışı Kripto Transfer Sorunu

Yurt içinde yerleşik bir kişinin kripto varlıklarını yurt dışındaki bir cüzdan ya da borsaya aktarması, 32 sayılı Karar’ın 4. maddesi ve ilgili Tebliğ çerçevesinde izne tabi bir sermaye hareketi sayılabilir mi? Bu soruya net yanıt verilememektedir. Karar’ın 4. maddesi yurt dışına döviz transferini banka aracılığıyla serbest bırakmakla birlikte, kripto varlık transferlerini açıkça düzenlememektedir. Kişiler Hazine onayı almadan yurt dışına değer transfer etme riskini taşıyıp taşımadıklarını bilemez hâlde işlem yapmaktadır.

B. Kripto ile Ödeme: Kambiyo Suçu Riski

Mal veya hizmet karşılığında kripto varlıkla ödeme yapılması, 32 sayılı Karar’ın 4/g maddesi kapsamındaki dövizle ödeme yasağını ihlal edebilir. Özellikle USDT ile yapılan ödemelerde bu risk somuttur. Yaptırım boyutunda ise 1567 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca idari para cezası gündeme gelebilecektir.

C. OTC (Tezgâh Üstü) İşlemler

Lisanssız platformlar veya bireyler aracılığıyla gerçekleştirilen büyük hacimli kripto alım satımları hem lisanssız kambiyo işlemi yapma yasağı hem de MASAK mevzuatı açısından ciddi hukuki riskler barındırmaktadır. SPK lisanslı KVHS’ler dışındaki işlemlerin kambiyo mevzuatı kapsamındaki durumu belirsizliğini korumaktadır. Bu belirsizlik hem piyasa aktörlerine hukuki güvensizlik yaratmakta hem de denetim otoritelerine keyfi uygulama imkânı tanımaktadır.

D. Yurt Dışı Kripto Varlık Beyanı

Yurt dışında kripto borsalarında ya da soğuk cüzdanlarda tutulan varlıkların beyan yükümlülüğü mevzuatta açıkça düzenlenmemiştir. Kripto varlıklar kambiyo mevzuatı kapsamında değerlendirildiğinde, yurt dışı varlık bildiriminin döviz beyanıyla eş tutulması gerekebilir. Bu belirsizlik, yeni kanuni çerçeve oluşturulana dek çözümsüz kalmaya mahkûmdur. Özellikle yüksek tutarlı işlemlerde vergi kaçakçılığı suçlaması ile adli yaptırımlar da söz konusu olabilmektedir.

VIII. 15 TEMMUZ 2026 SONRASI: YENİ BİR KAMBİYO HUKUKU MİMARİSİ İÇİN ASGARİ İLKELER

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, kambiyo rejiminde yeni bir dönemin başlangıcı niteliğindedir. Bu fırsat, salt bir kanun tamiratından öte, kripto çağının gereksinimlerine yanıt verecek modern bir kambiyo hukuku mimarisinin inşası için değerlendirilmelidir.

A. Dijital Varlıkların Kanun Metninde Açık Tanımı

Yeni kanun; kripto varlıkları, merkez bankası dijital parasını (CBDC), stablecoin’leri ve merkezi olmayan finans (DeFi) protokollerini açıkça tanımlamalıdır. Stablecoin ile merkezi olmayan varlıklar arasındaki normatif ayrım mevzuata yansıtılmadan, düzenleyici kurumların birbiriyle çelişen uygulamaları kaçınılmazdır.

B. Kurumlar Arası Yetki Sınırlarının Netleştirilmesi

SPK, TCMB ve Hazine arasındaki yetki sınırları kanun düzeyinde açık biçimde çizilmeli; kripto varlıklar söz konusu olduğunda hangi kurumun birincil düzenleyici olduğu belirsizliğe yer bırakmayacak şekilde belirlenerek mevzuata yansıtılmalıdır.

C. Sınır Ötesi Kripto Transferlerinin Sermaye Hareketi Rejimiyle Entegrasyonu

Sınır ötesi kripto transferlerinin izne tabi sermaye hareketleri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği kanun düzeyinde karara bağlanmalıdır. Bu soruyu yanıtsız bırakan bir mevzuat; belirsizliği, uyumsuzluğu ve keyfi yaptırım riskini birlikte üretmeye devam edecektir.

D. Yaptırım Rejiminin Yeniden Yapılandırılması

Dijital varlık ihlallerine yönelik yaptırımların, mevcut rejimin yeniden kalibre edilmesi yoluyla güncellenmesi temel bir ihtiyaçtır.

IX. SONUÇ VE ÖNERİLER

Bu makalede iki katmanlı bir argüman geliştirildi. Birinci katmanda, 32 sayılı Karar’daki döviz tanımının lafzı ve amacı itibarıyla kripto varlıkları bugün için kapsadığı; 7555 sayılı Kanun ile getirilen ‘tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta’ ifadesinin bu yorumu Kanun düzeyinde de desteklediği ortaya konuldu. İkinci katmanda ise bu çözümün hukuki dayanağının, 1567 sayılı Kanun’un 15 Temmuz 2026’da yürürlükten kalkacak olması nedeniyle ne ölçüde kırılgan olduğu gösterildi.

Düzenleyici kurumların tutumuna bakıldığında belirgin bir çelişki göze çarpmaktadır: TCMB kripto varlıkları ödeme sistemi ekseninde ele alarak bir yasaklama rejimi oluştururken, SPK aynı varlıkları sermaye piyasası aracı olarak konumlandırmaktadır. Hazine ise hem vergi hem de MASAK boyutunda ayrı bir eksen oluşturmaktadır. Bu üç eksen arasındaki koordinasyon eksikliği, kripto varlıklara ilişkin bütünlüklü bir hukuki çerçevenin önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.

A. Kısa Vadeli Öneri

Hazine ve Maliye Bakanlığı, TCMB ve SPK eşgüdümünde hazırlanacak bağlayıcı bir düzenleme ile kripto varlıkların 32 sayılı Karar kapsamındaki ‘döviz’ tanımı içerisinde yer aldığı resmîlik kazanmalıdır. Söz konusu düzenleme; yurt dışı transferlere ilişkin izin prosedürlerini, kripto varlıklarla ödeme yapılmasının hukuki sonuçlarını, OTC (tezgâh üstü) işlemlere yönelik denetim çerçevesini ve yurt dışı varlık beyan yükümlülüklerini şeffaf ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlemelidir.

B. Orta Vadeli Öneri

1567 sayılı Kanun’un yeniden yazılma süreci; kripto varlıkları tanımlayan, stablecoin ile merkezi olmayan varlıklar arasındaki ayrımı mevzuata yansıtan, SPK-TCMB-Hazine yetki sınırlarını netleştiren ve sınır ötesi kripto akışlarını sermaye hareketleri rejimine açık biçimde entegre eden yeni bir kambiyo hukuku mimarisinin inşası için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.

Hukuki sistemlerde belirsizlik kaçınılmaz olarak uyumsuzluğa ya da haksız yaptırım riskine yol açar. Kripto piyasasının bu denli büyüdüğü, Anayasa Mahkemesinin mevcut düzenin temel direğini sarstığı ve yeni bir kanuni çerçeve inşasının zorunluluk hâline geldiği bu konjonktürde; parçalı, koordinasyonsuz ve mevzuat hiyerarşisine dayanmayan düzenlemeler kalıcı bir çözüm üretmeyecektir.

YARARLANILAN MEVZUAT VE KAYNAKLAR

  • 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun (7555 Sayılı Kanun ile değişik)
  • Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar (89/14391) ve değişiklikleri
  • 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (7518 Sayılı Kanun ile değişik)
  • Anayasa Mahkemesi, E.:2024/193, K.:2025/136, 17.06.2025 tarihli karar (R.G. 15.10.2025)
  • Anayasa Mahkemesi, E.:2024/169, K.:2025/72 sayılı karar (Sabit oranlı ceza iptali)
  • TCMB, Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik (R.G. 16.04.2021)
  • SPK, III-35/B.1 Sayılı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (R.G. 13.03.2025)
  • SPK, III-35/B.2 Sayılı Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Çalışma Usul ve Esasları ile Sermaye Yeterliliği Hakkında Tebliğ (R.G. 13.03.2025)
  • Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (R.G. 15.03.2025, Karar No: 9595)
  • Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğ’de Değişiklik Yapan 2025-32/72 Sayılı Tebliğ (R.G. 06.03.2025)
  • Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik (MASAK mevzuatı değişiklikleri, Aralık 2024)
  • Bülent Demirbağ, ‘Kripto Varlıklar ve Kambiyo Mevzuatı’, İstanbul, 2026
  • EY Türkiye, ‘Kripto Varlık Düzenlemesi ve Vergiye Yansımaları’, 2025
  • Erdem & Erdem Hukuk Bürosu, ‘Kripto Varlık Platformlarına İlişkin SPK Düzenlemeleri’, 2025

Özetle:

  • Bu makale, kripto varlıkların Türk kambiyo mevzuatı içindeki hukuki statüsünü iki katmanlı bir argümanla değerlendiriyor.
  • Birinci katman, mevcut mevzuatın kripto varlıkları kapsamına aldığını, ikinci katman ise bu durumun 1567 sayılı Kanun’un 2026’da yürürlükten kalkma riski nedeniyle kırılgan olduğunu belirtiyor.
  • Son iki yılda, SPK’nın kripto varlık hizmet sağlayıcılarına dair tebliğleri ve TBMM’nin kripto varlık işlem vergisini içeren kanun teklifi gibi gelişmeler oldu.
  • Kripto varlıklar, 32 sayılı Karar’daki döviz tanımının kapsamına girebilir ama yasaklama ile çelişen düzenleyici kurum tutumları mevcut.
  • Yeni bir kambiyo hukuku mimarisi öneriliyor; dijital varlıkların tanımı, kurumlar arası yetki sınırları ve kripto transferlerinin düzenlenmesi gündemde.

İlginizi çekebilir..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir